SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1172 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsleri Buhâri, Ebû Dâvud, Tirmizî, Nesaî ve İbni Mâce bâzısı «Savm», bâzısı «î'tikâf» bahislerinde muhtelif râvilerden tahric etmişlerdir.

 

Aynı mânâda Ebu Dâvud, Nesaî ve İbni Mâce Hz. Ubeyyu'bnü Ka'b 'dan, Tirmizî, Hz. Enes'den hadîsler rivayet etmişlerdir.

 

İbni Ömer (Radiyalîahû anh) hadîsi ile Hz. Âişe rivayeti birbirinin aynı ise de Hz. Âişe 'nin bir rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in vefatına kadar î'tikâfa devam ettiği ziyâdesi vardır. Bu ziyade î'tikâfın neshedilmediğine delildir. Nitekim «vefatından sonra zevceleri î'tikâf yaptılar.» cümlesi bunu te'yid etmektedir. Yani î'tikâfın hükmü devam etmiş, bu hususta erkeklerle kadınlar arasında fark gözetilmemiştir. î'tikâf, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e mahsus olan fiillerden de değildir.

 

î'tikâf lüğatta: Mutlak surette bir yerde durmak demektir. Şeriatta bir kimsenin sıfat-ı mahsûsa ile mescidde durması demektir. Sıfat-ı mahsûsa'dan murâd : İbâdettir.

 

Ulemâ mücaveretin de î'tikâf mânâsına gelip gelmediği hususunda ihtilâf etmişlerdir. Amr b. Dinar'a göre î'tikâfla civar aynı mânâya gelirler. Bu mes'ele Ata' b. Ebî Rabâh'a sorulduğunda, onların ayrı ayrı şeyler olduğunu söylemiş ve:

 

«Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hücreleri, mescidde idi. Ramazanda î'tikâfa girmek istediği vakit onlardan çıkarak mescidin içine gelir, î'tikâfını orada yapardı.» demiştir.

 

Hanefîiler'e göre î'tikâf vâcib, sünnet-i müekkede ve müstehab kısımlarına ayrılır. Nezredilen î'tikâfı yapmak vâcib, Ramazan'ın son on. gününde î'tikâfa girmek sünnet-i müekkede, sâir zamanlarda î'tikâf müstehabdır.

 

Nezredilen i'tikâf için oruç şarttır. Müstehab olan î'tikâflarda oruç şart değildir. Müstehab olan î'tikâf için muayyen zaman tahdidi yoktur. Bir kimse mescide girerken î'tikâfa niyet etse, oradan çıkıncaya kadar î'tikâf etmiş sayılır.

 

Bâzıları müstehab olan î'tikâfta da orucu şart koşmuşlardır.

 

Bu takdirde î'tikâfın en az müddeti bir gündür. Bu kavil İmam A'zam'dan da rivayet olunmuştur.

 

Zührî: «Şu insanlara şaşarım. Nasıl oluyor da î'tikâf terkediyorlar?

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir şeyi bazen yapıp bazen terk ettiği halde î'tikâfı vefatına kadar hiç bırakmamıştır.» demiş'sede Hanefîiler buna;

 

«Ashâb-ı kiramın ekserisi î'tikâf yapmamışlardır» diye cevâp vermişlerdir.

 

İmam Mâlik: «Ebû Bekir, Ömer ve Osman (Radiyallahu anhüm) ile Îbni'l-Mü'seyyeb'in ve bu ümmetin selef ulemâsından hiç birinin î'tikâf yaptığını duymadım. Yalnız Ebû Bekir b. Abdirrahman î'tikâf yapmıştır. Zannederim bu zevat î'tikâfı güçlüğünden dolayı terketmişlerdir. Çünkü î'tikâfın gecesi ile gündüzü müsavidir.» demişdir.

 

Malikîler'in «El-Mecmûa» nâm eserinde «Ashâb-ı kiramın î'tikâfı terketmeleri, onlar hakkında mekruh olduğu içindir. Zîra î'tikâf nehyedilen visal orucu gibidir.» denilmiştir.

 

İmam Mâlik'e göre nafile i'tikâfın en az müddeti bir gündür. Hanefîiler den îmam Ebû Yûsuf''a göre bir günün ekserisidir.

 

îmam Muhammed'e göre ise î'tikâf için bir, saat bile kâfidir.

 

İmam Şâfii ile bir rivayete göre İmam Ahmed'in kavilleri de budur.

 

Ebû Bekr-i Râzi, İmam Mâlik'den î'tikâf müddetinin on gün olduğunu nakletmiştir.

 

«El-İkmâl» nâm eserde îmam Mâlik'in bunu müstehab gördüğü kaydedilmiştir.

 

Ebu'l-Berekât îbni Teymiye : «Dört mezhebin imamları ile onlara tâbi olanlar vâcib olan î'tikâfda orucun şart olduğunu söylemişlerdir. Ashâb.ı kiram 'dan Ali, îbni.Ömer, Îbni Abbâs ve Âişe (Radiyallahu anha) hazerâtı ile Şa'b'i, İbrahim Nehaî, Mücâhid, Kaasim b. Muhammed, Nafi', Saîd b. El-Müseyyeb, Evzaî, Zührî, Sevrî ve Hasan b. Hayy'ın mezhepleri budur.

 

Abdullah b. Mes'ud (Radiyallahu anh) ile Tâvus, Ömer b. Abdilaziz , Ebû Sevr, Dâvud-u Zahiri, îshâk ve bîr rivayette îmam Ahmed b. Hanbel gerek vâcib gerekse nafile î'tikâfda orucun şart olmadığını söylemişlerdir.»

 

îmam Şafiî ile îmam Ahmed'in kavilleri de budur. Ebu'l-Berekât'ın naklettiği kavil Şafii 'nin eski mezhebidir.

 

Orucun şart olmadığını söyleyenler Hz. İbni Abbâs'ın: i'tikâf yapana oruç lâzım değildir. Meğer ki orucu kendisine şart kıla. sözü ile istidlal etmişlerdir, :

 

Bu sözü bâzıları merfû bâzıları da İbni Abbâs'a mevkuf olarak rivayet etmişlerdir.

 

Vâcib olan î'tikâf'da orucun şart olduğunu söyleyenler Ebû Davud'un, rivayet ettiği Hz. Âişe hadîsi ile istidlal etmişlerdir.

 

Mezkûr hadîste:

 

«Orucsuz î'tikâf sahih olmaz.» buyurulmuştur. Hadîsden murâd: Vâcip olan î'tikâfdır,

 

Bu hadîsler, Ramazan'ın son on gününde î'tikâfa girmenin müstehab olduğuna delildir. Erkekler hakkında bunun kuvvetle müstehab olduğunda ulemâ ittifak etmişlerdir. Kadınlar hakkında ihtilâf vardır.

 

Nevevî: «Bu hadîste kadınların î'tikâfının sahih olduğuna delil vardır. Çünkü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara î'tikâf için izin vermişti. Lâkin. Ebû Hanîfe'ye göre kadının î'tikâfı yâlnız evinin mescidinde sahih olur. Evinim., mescidinden murâd : Namaz için tahsis ettiği yerdir. Ona göre erkek evinin mescidinde î'tikâfa giremez. Ebû Hanife'ııin mezhebi, Şâfîi'nin de eski mezhebidir. Fakat Şâfîiyye ulemâsına göre bu mezheb zayıftır.» diyor.

 

Yine bu hadîsler î'tikâfın yalnız mescidde yapılabileceğine delildirler. Zîra gerek Nebi ((Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gerekse zevceleri ile ashabı güçlüğüne rağmen î'tikâfı mescidde yapmışlardır.

 

Evde î'tikâf caiz olsa, bir defa olsun evde yaparlardı.

 

İmam Mâlikile ekseri Mâlikiyye ulemâsına ve Şâfîiyye  göre î'tikâf her mescidde yapılabilir.

 

îmâm Ahmed'e göre beş vakit namaz kılınan, mescidde; İmam A'zam'a göre bütün namazların kılındığı mescidde yapılır.

 

Zührî ile diğer bazı ulemaya göre î'tikâf cumâ mescidinde yapılır.

 

Huzeyfetü'bnü Yemân (Radiyallahû anh)'ın: «î'tikâf üç mescide yani Mescid-i Haram, Mescid.i Resûlullah ve Mescid-i Aksa'ya masutur.» dediği nakledilmiştir.